Kullanıcı Adı:
Parola:
Beni hatırla
Yazan Ersin KARADAŞ Tarih 24 Ağustos 2010 | Yorum Yok
1. Bir defayla birşey olmaz. 2. Daha genciz. 3. Allah (C.C.) Kalp temizliğine bakar. … 4. Allah (C.C.) ile kul arasına girilmez. 5. Emekli olduktan sonra. 6. Zaman size değil siz zamana uyun. 7. Birşey olmaz Allah (C.C) affeder. 8. Bu kadar gunahtan sonra biraz zor affedilirsin. 9. Fazla düşünme kafayı yersin. 10. Cehennemde bir süre yandıktan sonra cennete gitmeyecekmiyiz. (Sanki kibrit çöpünün ateşine dayanabiliyormuş gibi) 11. Biz büyüklerimizden böyle gördük. 12. Aman ha dikkat beyninizi yıkamasınlar.
Şeytan bize birçok şey söylüyor bunlar başı başına olanları…
Facebook'ta Paylaş
Kategori: islam-i yazılar
Yazan Ersin KARADAŞ Tarih 22 Ağustos 2010 | Yorum Yok
Şiir dünyası çok farklı bir alemdir. Şiir yazabilmekten çok aslında okumaya önem vermiş olsaydık ? Şu anda yazmanında bir o kadar zevki olucaktı. Şiir dünyası tek bir kalemlik bir oLay değildir hiçbir zaman… Yazı Daha bitmedi devamı da var! TIKLA
Kategori: Ersince 'nin Siirleri, Makaleler, Yazılar Denemeler
Yazan ufuk_kozleme Tarih 18 Ağustos 2010 | Yorum Yok
Dünden kalma,yarınsız ümitlerin ayazında üşüyorsun biliyorum.Sen henüz ölmeden bir çok şey öldü içinde…Bir çok şey yeşermeden soldu yaprağında.Sahralar açlığında âb-ı hayat suyuna muhtaçsın.Ve sahra kadar çatlamış dudakların…Yalnızlıklara gebesin,ayrılıklar getiriyorsun dünyaya taze canlı… Yazı Daha bitmedi devamı da var! TIKLA
Kategori: Aşk ve Sevgi, Makaleler
Yazan Ersin KARADAŞ Tarih 16 Ağustos 2010 | Yorum Yok
Kendinizi nefsinizin kıskançlığı altında, nefsinizin tasarrufu altında değil, ruhunuzun tasarrufu altında seveceğiniz gün, Allah’ın size Kendi sevgisini takdim ettiği gündür. O sevgi sizi Allah’ı sevmenin sonsuza ulaştığı yerde, kendinizi sevmeye götürür. Bu sevgi nefsinizin sizi kontrolü altına aldığı devredeki, kendinizi Allah’tan öne geçirme dizaynını ifade etmez. Herşeyinizi Allah’a verirsiniz, verirsiniz, verirsiniz, geride hiçbir şey kalmadığı noktada Yazı Daha bitmedi devamı da var! TIKLA
Yazan Ersin KARADAŞ Tarih 13 Ağustos 2010 | Yorum Yok
Bir kandil günü alıp başımızı Yuşa tepesine gittik daha önce hiç gitmemiştim.Neydi buradaki huzurun ve insanların geliş amacı çok merak ettim. Din ve Allah inancını içimde yaşayan birisi olarak bir Peygamber olan Yuşa Aleyhisselam ‘ı ziyaret amaçlı. Sabah namazını kıldık ve en daha ziyaret etmemiştim ki en çok dikkatimi çeken olaylardan birisi Camii nin imamıydı
Yazı Daha bitmedi devamı da var! TIKLA
Kategori: Günlük
İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerdenç Mûsâ aleyhisselâmdan sonra gönderilmiş olup Mûsâ aleyhisselâmın yeğeni veya vekiliydi. İsmi Yûşâ olup, Hıristiyanlar Yeşû diyorlar. Yûsuf aleyhisselâmın neslinden gelen Nûn’un oğludur. Annesi Mûsâ aleyhisselâmın kızkardeşidir. Yûşâ aleyhisselâm Mûsâ aleyhisselâma bildirilen dinin esaslarını insanlara tebliğ etti. Mısır’da doğan Yûşâ aleyhisselâm, Mûsâ aleyhisselâmın husûsi talebesi, hâlis hizmet görücüsü ve en yakın dostlarındandı. Mûsâ aleyhisselâm Yazı Daha bitmedi devamı da var! TIKLA
Kategori: biyografi, islam-i yazılar
Yazan nazkuzen Tarih 12 Ağustos 2010 | Yorum Yok
KEŞKE SUSMASAYDIN…SUSARAK SIRTINI DÖNÜP GİDECEK ADAMLARDAN DEĞİLSİN SEN…BUNU İLK ÖNCE HİSSETTİM, DAHA SONRA SENİN GEÇMİŞİNİ, BİRİKİMLERİNİ, DONANIMLARINI, YAPTIKLARINI İNCELEYİP GÖZLEMLEYİNCE TAM OLARAK GÖRDÜM..BEN SENİN BÖYLE OLDUĞUNU DÜŞÜNDÜĞÜM İÇİN İKNA OLDUM…İKNA Yazı Daha bitmedi devamı da var! TIKLA
Kategori: Makaleler, Yazılar Denemeler
Yazan Ersin KARADAŞ Tarih 04 Ağustos 2010 | Yorum Yok
Yazdıgım bir düştü sanki…
Karanlıktan aydınlıga koşan, Gözlerini güneşe diken gençligimin agzından çıkan sözcüklerdi bu. Yarab karanlıktan aydınlıga sen bizi ilet. Düşmanlarımıza fırsat verme duasıyla gözlerim yaşlı yatagımdan kalkıyordum. 80′li yılların 12 eylül sabahı… Cinayetler işleniyordu faili meçhul ve susturuluyordu duygularım bir an Abdi ipekçi oluyordum bir suikaste kurban gidiyordum, Milli duyguları ögrendigim Fikret ünsal oluyordum, çocuguma Allaha emanet ol duasından sonra alnından öptükten sonra kapımın önünde şehit oluyordum ve kana bulanıyordu gençligim bir gazetede okuyordum 24 Haziran’da Ali Rıza Altınok evinde eşi ve kızıyla birlikte öldürülüyordu. Neydi suçumuz ? Sevmek mi ? halan sevecegiz bir öldük bin geldik.
Çoçuklugum bir askerin silahına dokunmakla geçsede nefret edemiyordum Vatanımdan çekip gidemiyordum uzaklara nereye bırakırdım seni kimlere verirdim ki ? Dedem yatıyor çanakkalede hesap sormazmıydı bana senden razı değilim demezmiydi. Derdi ve simdide olsa gitcegimi duysa belkide vatan hainisin derdi. Derdin dede haklısında bırakıp gidemedik bu devranı değiştiremedikte. Karşı çıkanları idam ettiler dede. yada gömdüler canlı canlı. ben alfabeyi sökerken sokaklarda silahlar konuşuyordu, küçük ellerim işe yaramıyordu Bilirmisin dede. Bu vijdan azabıyla nasıl yaşayacagım bilmiyorum.
ve o yıllarda darbede bir çok anayasa değiştirildi 3 yıl sonra 7 kasımda bir refarandum gördük halk ‘ın çogunlugu evet desede çok düşük bir oran kabul edildi. hayır dı bu hayır. Kararıyordu geçmişim ve gelecegim dilim tutuluyordu büyüyemiyordu hayallerim ve tıkanıp kalıyordum Cahilligin altına. Kapatılıyordu agzım dilim susturuluyordu. ve bir gün hesap soracagım derken dokunulmazlıkları ilan ediliyordu Oysa Atatürk demişti Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir diye. Benim ne egemenligim kalıyordu ne milletim dagıtıyorlardı bir sansürle … ve bir ABD krizi yaşanıyordu anlatılıyordu dinliyordum bir hamala benziyen amcamdan… Mehmet Ali birand uydurdu deniliyordu ama amcam inanmıyordu ve anlatıyordu Devleti karalayanların neler yaptıgını …
Ne zaman kalemi elime alıp birşeyler yazmak istesem devlet geliyordu aklıma millet geliyordu şehitler geliyordu yazıcak başka bir şey yoktu ki sokaklar kapalı çocuklugumda bir top bile oynayamadım misket nedir bilmiyorum yaktılar ülkemi ve söndüremedi milliyetçi ruhum kan kustum kan! içimdeki ateşi görebiliyormusun ? Anlayabiliyormusun beni ? Anlama ama ben anlatacagım elbet beni anlayan cıkıcaktır. Benim karaketerim kaldırmaz hürriyetsizligi ve özgür olmazsam yaşayamam bu memlekette ben bu memleket için akıttım kanımı ve akıtacagım.
Yıllar öncesi geçti habersizce bir vurgun olarak anlatamadık derdimizi söyleyemedik öyle güzel bir zincir koydularki döndük durduk pervasızca ve alamadık kendimizi kaderin elinden karabulutlar hep yagdı mevsimsizce ve öldüm her adımda hürriyetsizce.
Şimdi ise bir kahraman gelmiş konuşuyor. Anlatıyor . Çok uzaktan değil içimizden geldi. Başbakanımız eminim bir çok şeyi değiştiricek. Darbecilere hesap soracak ne işin var geçmişte diyecekler ya bana yaşattıklarının hesabını kim soracaktı ? kimler sorucak ki ? Ya size yaşatılacaklar ? bu çarkın zincirleri kötü anlamıyormusun bu çark böyle başkalarına dönüyor görmüyormusun ? Bu çarkı bize döndürücekken neden engel oluyorsun ? karar bak senin elinde görmüyormusun ?
Yıllar öncede karaladılar, taşladılar, içeri attılar hapsettiler Nedendiki bunlar ? neden… Bu vatan Türkiye Cumhuriyeti ise Bunu Dışardan insanlar değil içimizden birileri yönetse fenamı olur ? 12 eylül anayasası daha nedir bilmezsiniz eminim. ama bu 12 eylül yasası çok iyi geleceginden de eminim. Bu bir Darbedir Fakat Darbecilerin anayasasına darbedir. Bırakın Egemenlik kayıtsız şartsız milletin. olsun. Gerçekleri göremeyecek kadar körmüsün ?
Yakın bir olaydan bahsedeyim size … Dörtyol olayı Mhp li bir üye. İfade değişikligi çelişkili ifade. bu ifadede neler söyledin ? ve televizyona cıktın bunların sivil halkla hiç bir ilgisi yok sadece devlet le ve askerle alakaları var Peki sana sorsam Devlet kim Asker kim ? cevabını verirken Vatan haini olursun dikkat et. Artık bazı şeyleri kendiniz görün ben içimdeki bu dertleri yazmama gözyaşlarım engel oluyor.
Rabbim Bu Vatanı bize Muzaffet kıl. Düşmanlarımıza fırsat verme, Bu vatanı kurtarmak istiyen büyüge Güç ver onu yalnız bırakma…
Saygılarımla ERSİN KARADAŞ
Destekleriniz için Blog yarışması linkine tıklayıp konuya müteakip yorumları belirtebilirsiniz.
Kategori: Makaleler
Yazan mysterious Tarih 24 Haziran 2010 | Yorum Yok
Parva leves capiunt animos
Kurumuş bir yaprak gibi savruldu bu akıl almaz sevda. Rüzgarın adaletsizligine ugradı yalnız kaldı bu dünyada. Sınırları zorlardı sevdayı gormesın bu beden,köle olurdu sevdanın yalnızlıgına.Vicdanını dinlerdi her seferinde. Dikerdi karalardan kendine bir kefen girerdi mavileri sakladıgı hüznün,acının içine.Umut ederdi gözleri çekerdi elini sevdanın gölgesinden.İnadına karanlıga bir mum yakardı.Severdi canını dişine takarcasına;görürdü görülmeyen hayatın onda bıraktıgı kara lekeleri. Dinlerdi kalbini,içine akıttıgı gözyaşlarına inat yaşardı bu bedenıyle Süsledigi ruhu.Bedenine verdigi zarara ınat yasardı bızımkısı… Ellerını tutardı hayalden bır elın.Sımsıkı tutardı tıtreyen ellerıyle ,gozlerıne bakardı bu beden,saclarını oksardı VEFASIZLIGINA.Bılırdı donmeyecek bır daha hayal ettıgı,kaybolcak bır bır gozlerı onu hayata baglayan ellerı. Eskılerı karısacak yasadıkları,acılacak sonu gelmeyen mavi duslerın sonrasına. Farkındaydı bızımkısı….herseye ragmen mutluydu ınadına tasıyacaktı bu sevdanın onda bıraktıgı derın yaraları.Soluksuz tasıyacaktı karaları sakladıgı ŞİZOFREN RUHU!!!
Yazan taner06 Tarih 23 Haziran 2010 | Yorum Yok
Dün seni görmüşler sahilde, Hasan Amca’nın Balıkçı Teknesinde, Hayattan bezmiş , biçare, solgun ve derin kederler içerisinde, Nerede demişsin kısık bir sesle? Nerede beni seven o kız, nerede? Bunca zamandan sonra hangi fırtına attı seni de düştün yollara, Seni de Yar mı yaraladı da geri dönüş yaptın bana, Şimdi soruyorum sana; Kalesi yıkılmış bir şehrin Fatih’i olsan neye yarar söyle bana?
Bazen kendimi vuruyorum sabah ezanında yollara, Kokunu arıyorum şehrin tüm sokaklarında, İhtimal bu ya , ola ki karşılırız bir cadde ya da sokak başında, Oysa sokakta benden başka ne bir ses var ne de seda..
Şimdi diyorsun ya bana;
Kıymetini geç anladım, affet beni ne olur? Bende diyorum ki sana; Şu saatten sonra gelsen ne olur gelmesen ne olur?
Gözyaşlarını içine akıtmak ne demek bilir misin sen? Kimse görmesin diye cefayı sefa gibi yaşamak, Yürek kan ağlarken gözlerinde yalancı mutluluklar yaşatmak nedir? Ve nedir her gece dört duvar arasında yapayalnız nefes almak?
Nefes almaksa yaşamak; Sen yaşa şimdi ,sen tutun acılara Diyorsun ya bana; Pişman oldum bak lütfen inan bana Şimdi soruyorum sana; Kalesi yıkılmış bir şehrin Fatih’i olsan neye yarar söyle bana?
FATMA TÜ ZEHRA KANAR
Şairin grubu:
http://www.facebook.com/group.php?gid=224541671020&v=app_2373072738&ref=ts#!/group.php?gid=224541671020